12.05.2016

Garip Hanım





Uzuca köyünde yaşanan ilginç bir öyküyle karşınızdayım. Beni ilk önce sessizlik karşılıyor. Tüten bacalar, köyün hala yaşadığını gösteriyordu. Öyle kalabalık değil. Yan yana dizilmiş üç beş ev. Köyde yalnızca yaşlı kesim mevcut. Genç kısım metropol şehirlerde yaşamayı tercih etti. Kimisi okumak için, kimisi çalışmak için, kimisi de şehirli olmak için.


Köyde yollar topraktan. Yolun orta kısmında otlar büyümüş, kenarında odun ve taşlar var. Köye girince nar ağaçları karşılıyor beni. İrice kıpkırmızı narlar. Evler kara taştan, tarihi evler. Şimdilerde bulamazsınız o evlerden. Evlerin birinde yaşayan Garibanın kapısını çalıyorum. Kapı tahtadan. Tak tak!. Tıklattığım kapıdan sonra içeriden gelen kapı gıcırtısı sesini duyuyorum. Bekliyorum uzunca bir süre. Kapıyı açan olmayınca tekrar çalıyorum kapıyı. Kapı " cırr" diye ses çıkartarak geriye doğru açıldı.
"Kapı açıkmış zaten!" 
İçeri girmek için tereddüt ediyorum. " Kimse yok mu? Gariban!"

Ses yok! Usulca giriyorum içeri. Salondan etrafa bakıyorum. Tahtalardan duvara sıra sıra çakılmış mutfak dolabı, bez parçalarıyla örtülmüştü. Bezlerin üzerine dizilmiş bakır sahanlar, çay ve su bardakları vardı. Bir bardağın içine çay kaşıklarını koymuş. Rengi solmuş olan pembe ve beyaz sebzelik mutfakta, oturma odasına bakan pencerenin önüne koyulmuş. Sebzeliğin üzerinde poşette meyveler bulunuyor. Burası hem salon hem de mutfak olarak kullanılıyor. Zemin beton. Dokuma kilimle kapatılan beton, soğuğu engellemiyor. Ufak pencereden usulca oturma odasına bakıyorum. 

Oturduğu sedirde bastonuna yaslanmış televizyonda öğle ajansını izliyor. Sedirin önünde griye boyanmış kuzine, kuzinenin üstünde güğümde su fokurduyordu. Kuzinenin fırınında tepside ekmek, açık kapağın üzerinde duruyordu. Pişen ekmeğin altında kara lahana vardı. Kapıyı tıklatıyorum yine. Cevap gelmedi. Maviye boyanmış kapıyı açıyorum. Kapı açılırken yine o bilindik ses çıkmıştı. Solundan oturma odasına girmemle yaşlı kadın yerinde zıpladı. Korktuğu belli olan teyze, biraz mahcup, televizyonu kapatıyor, dibi bantlanmış kumandayla.


Yeni hikaye ile devam ediyoruz. Kısacık hikayeyle umarım güzel yolculuk yaparız hep birlikte. Daha önceki hikayelerimin her bölümünde bir mesaj aktarmıştım lakin hikayenin bitiminde bakalım ne gibi bir mesaj bizleri bekliyor :) Sağlıcakla kalın..

21 yorum:

Makbule Abalı dedi ki...

Ortam çok güzel tasvir edilmiş. İyi bir gözlem yeteneğiyle anlatılan hikayede insan kendini adeta o ortamda hissediyor. En ince ayrıntılar bile yakalanmış.-Dibi bantlanmış kumanda gibi.

Makbule Abalı dedi ki...

Pardon, bilgisayar saatiniz eski saati gösteriyor. Şu anda 22.25.
Bilgisayar saatiniz ise 23.25.

Bayan Hohori dedi ki...

Makbule Abalı;

Yorumunuz için canı gönülden teşekkür ederim. Okuyup incelediğiniz için. Saati ayarladım umarım olmuştur.

Gazeteci N.G. dedi ki...

Betimlemeleriniz yine harika, efendim. Oraya giden benmişim gibi okudum, kaleminize sağlık. Devamını merakla bekliyorum :)

Yağmur Tozu dedi ki...

Harika bir hikaye bekliyorum devamını hohori acaba çekilişime katılmak istesen bloguma bir uğra bekliyorum :)

Bayan Hohori dedi ki...

Gazeteci N.G;

Öyle hissettirdiysem ne mutlu. Yorumun mutlu etti. Teşekkürler :)

Bayan Hohori dedi ki...

Yağmur Tozu;

En kısa zamanda yazacağım :) Çok teşekkür ederim. Çekilişlere katılmıyorum ki ben. Yinede çok teşekkürler :))

Büşra Gürbüz dedi ki...

Merakla bekliyorum devamını, sıcacık bir başlangıç belli içimizi ısıtacak kaleminden dökülenler:)))

Begonvil Sokağı dedi ki...

Her garip gariban olmaz, garibanlık biraz daha maddi boyutu gibi gelir bana. Yaşlılarda yalnızlık katmerler bu hali ama belki hiç de sanıldığı gibi değildir. Hikayelerin sırrı var, buradaki ne acaba?

Antik şehirdeki zürafa dedi ki...

Ah köy kokusu, nar ağaçlarının olduğu köy! Bu köy evlerin de eskiden fırsat buldukça yerdim, çok yumuşak ve bazen çok sert olurdu. Ben yumuşak ekmeklerine bayılırdım.

Hikayenin devamını dört gözle bekliyorum Bayan ;)

Daha Mutlu Yaşam dedi ki...

Betimlemeleriniz benim de çok hoşuma gitti.Devamını bekliyorum ben de :)

şeyda nur Dincer dedi ki...

Harika bir yazi olmuş. Devamini bekliyoruz.. Böyle guzel bir bloğu takip etme fırsatını yeni buldum. Daha mutlu yaşam sayesinde google+ da ece abla gibi o da hepimizin yazılarını paylaşıyor. Bu çok güzel bir yardım sergiliyor. Kendi google+ sayfasına girdiğimde birçok blog ile tanisma fırsatı buluyorum

Bayan Hohori dedi ki...

Büşra Gürbüz;

Teşekkür ederim, bende yazmak için sabırsızlanıyorum.

Bayan Hohori dedi ki...

Begonvil Sokağı,

Bakalım ilerleyen bölümlerde neler olacak :) yorumun için teşekkürler.

Bayan Hohori dedi ki...

Antik şehirdeki zürafa,

Köy kokusu, nasıl bir özlemdir o. O narlardan yemek, helede narın kabuğunu soyamayıp kıyafetlerin nar suyu ile lekelenmesi. O soba ekmeğinin en lezzetli kısmı kenarıdır. Kavga bile çıkar o kısım için.

Teşekkür ederim :)

Bayan Hohori dedi ki...

Daha Mutlu Yaşam ;

Çok teşekkür ederim, bunları duymak mutluluk verici. :))

Bayan Hohori dedi ki...

şeyda nur Dincer

Beğenmenize sevindim. Evet bende onlar sayesinde bir çok blogu tanıma fırsatı yakaladım. Onlara buradan tekrar teşekkür ediyorum :)
Hoşgeldiniz :))

Hikaye Kalpli Kadın dedi ki...

Ahh çok özlediğim ve bir daha göremeyeceğim birine gittim okurken. Anneennem :( Allah rahmet eylesin. Onunda bahçesinde nar ağaçları vardı. Kalemine sağlık. Çok güzel bir giriş olmuş bence.

Bayan Hohori dedi ki...

Allah mekanını cennet eylesin. Bu hikayede çevremdeki her yerden parçaları topladım. Tasvir ettiğim ev de annemin büyüdüğü ev. Teşekkür ederim yorumunuz için ☺

deeptone dedi ki...

bantlı kumanda aletini bile yazmışsın ayrıntıcı seniii :) bi de son yazıma bi bak ama olur muuu içinden sen de geçiyoon :)

Bayan Hohori dedi ki...

Deeptone;

Teşekkür ederim, hemen bakıyorum yazına :)

Yorum Gönder

Yorumunuz değerli:)
Link paylaşılan yorumlar yayınlanmayacaktır..

 

BAYAN HOHORİ YAZIYOR. Published @ 2014 by Ipietoon